guia de estambul ve varlık ve hiclik55

 guia de estambul


guia de estambul ve varlık ve hiclik55 sizlere en güzel bilgileri yazan guia de estambul diyorki sürü deneyden yola çıkarak genellemeler yapmak gerekmez; bu teknik, zo-ı^filulukla ve başlan sona her bireysel davranışın içinde vardır ve her bir durumda gün ışığına çıkarılabilir. Ama ancak ötesine geçilmesi için oradadır. Bunun gi-Ijj kendi-için de insan olmaksızın, ulusal bir topluluğun, bir sınıfın, bir ailenin, yb. mensubu olmaksızın, bir kişi olamaz, yani kendisi olan amaçları seçemez. Ne var ki bunlar kendinde taşıdığı ve projesi aracılığıyla ötesine geçtiği soyut yapılardır. Bu belirlemelerin ufkunda kendi olmak için, kendini Fransız, Güneyli, işçi yapar. Ve aynı biçimde, kendisine açınlanan dünya da benimsenen tekniklerle bağlılaşım içindeki bazı imlemlerle donatılmış olarak görünür. Kestirebilece-^miz bütün özelliklerle birlikte bu dünya, Fransız-için-dünya, işçi-için-dünya, vb. olarak belirir. guia de estambul Ama bu özellikler “Selbststândigkeit”a sahip değildir: kendini Fransız, proleter, vb. olarak keşfettiren bu dünya, her şeyden önce onun dünyasıdır, yani onun amaçları tarafından aydınlatılan dünyadır.
Bununla birlikte, başkasının varoluşu benim özgürlüğüme olgusal bir sınır getirir. Çünkü gerçekten de, başkasının belirişiyle birlikte, seçmeksizin olduğum binakım belirlemeler içinde bulurum kendimi. Nitekim işte, Yahudi ya da Arye-nim, güzel ya da çirkinim, çolağım, vb. Ben bütün bunlan, dışarıda sahip olduğum ve besbelli bir şey ki değişime uğratamadığım bu anlamı yakalamak umudu olmadan, başkası için olurum. Yalnızca konuşulan dil bana ne olduğumu öğretecektir; yine de, bu yalnızca boş bir yönelim nesnesi olarak kalacaktır: görüsü sonsuza dek benden esirgenmiştir. Eğer ırkım ya da fizik görünüşüm başka-lanndaki bir imgeden ya da başkalarının benle ilgili kanaatinden ibaret olsaydı bu konuyu çoktan kapatırdık: ama başkaları-için-varlığımm içinde beni tanımlayan özelliklerin söz konusu olduğunu gördük. Benimkinden başka bir özgürlük karşımda belirdiği anda, yeni bir varlık boyutunda varolmaya koyulurum ve bu kez benim için söz konusu olan, ham varolanlara bir anlam kazandırmak, ya da başkaları tarafından birtakım nesnelere kazandırılan anlamı kendi hesabıma almak değildir: beni bir anlam kazandırırken gören ben kendimim ve sahip olduğum bu anlamı kendi hesabıma alacak kaynağa sahip değilim, çünkü bu anlam bana boş bir gösterge olma vasfı dışında verilmiş olamaz. Böylece, benden brşey-bu yeni boyut uyarınca— veri tarzında ve en azından benim için varolur. Çünkü ben olan bu varlığa maruz kalınır, bu varlık varedilmeksizin vardır. Onu, ikalarıyla sürdürdüğüm ilişkiler içinde ve bu ilişkiler aracılığıyla öğrenir ve Olta maruz kalırım; başkalarının bana
nışlar aracılığıyla; bu varlıkla, her an çarptığım bin türlü savunda ve direnişin kaynağında karşılaşırım; küçük yaşta olduğum için Şu ya^j sahip olmayacağım — Bir Yahudi olduğum için, bazı toplumlarda, bazı ■ dan yoksun bırakılacağım, vb. Bununla birlikte, kendimi hiçbir biçiu)^ gibi hissedemem ya da küçük yaşta ya da parya gibi hissedemem; öyleli, ğin, ırkın düpedüz ve sadece kolektif bir hayal olduğunu; yalnızca birey^'"'' rolduklarını söyleyerek bu yasaklamalara tepki gösterebilirim. Bö) birdenbire karşılaştığım şey kişiliğimin tümüyle yabancılaşmasıdır: uımav, mediğim bir şeyim ben: durum açısından bundan nasıl bir sonuç çıkar?
Kabul etmek gerekir ki, özgürlüğümüze getirilen gerçek bir sınırla, yanj|j|^ li özgürlüğümüz olmayan ve bize kendini dayatan bir varlık tarzı ‘ bulunuyoruz. Yine de bir noktada uzlaşmak gerek: dayatılan smır eyleminden gelmez. Önceki bir bölümde, işkencenin bile bizi özj yoksun bırakmadığına işaret etmiştik; ona özgürce boyun eğeriz, biçimde, yolumun üstüne çıkan; “Buraya Yahudilerin girmesi yasaktır",‘YaluKj lokantası, Aryenlerin girmesi yasaktır”, vb. gibisinden bir yasaklama, bbidalş yukarıda ele alman duruma gönderir (kolektif teknikler) ve bu yasaklama, anci benim özgür seçimim temelinde ve bu temel aracılığıyla anlam taşıyabilir. Ge. çekten de, seçilen özgür imkânlara göre yasaklamayı ihlal edebilirim, onuyob yabilirim, ya da tersine, yalnızca ona atfettiğim ağırlıktan kaynaklanan yapuiE-cı bir değer kazandırabilirim bu yasağa. Hiç şüphesiz, yasaklama “yabancıbit& tençten kaynaklanma” vasfını baştan sona korur, hiç şüphesiz özgül yapın k nesne yerine koymak ve bu yoldan beni aşan bir aşkmiık göstermektir. Yinede)! saklama, ancak kendi seçimimin sınırları içinde ve her koşulda yaşamı ota yeğlememe ya da tersine, bazı tikel durumlarda ölümü bazı yaşam türlerine yellenir bulmama göre benim evrenimde somutlaşır ve zorlayıcı gücünü kazanır. Öı-gürlüğümün gerçek smınnı oluşturan birinci olgu, düpedüz ve sadece bir bajb sının beni nesne-öteki olarak kavramasıdır; bununla bağlılaşık ikinci olguda'® başkası için durumumun durum olmaktan çıkması ve içinde nesnel yapı vasb* varolduğum nesnel form haline gelmesidir. Durumumun değişmez ve özgül®' n maruz kaldığı bu yabancılaştırıcı nesneleşmedir, tıpkı varlığımı sınırlayanSf® de kendi-için-varhğımm başkaları-için-varhk halinde nesneleşmesi olması Ve özgürlüğümün hudutlarını gösteren tam da bu iki karakteristik sinirdiniz cası, başkalannm varoluşundan ötürü dışarılı, dışarıya sahip bir durunıda'
lurum, bir dışarıya sahip olmasından ötürüdür ki bu durum asla ortadan kaldı-,ainadığım ve üzerinde doğrudan etkide de bulunamadığım yabancılaştırıcı bir 1,0)011 taşır. Özgürlüğüme bu sınırı getiren şey, görüldüğü gibi, düpedüz ve sadece başkasının varlığı olgusu, yani aşkınlığımın bir aşkınlık için varolmasıdır. Niteletin büyük önem taşıyan bir gerçeği kavnyoruz: biraz önce, kendi-için-varoluşun çerçevesi içinde kalarak, özgürlüğümü ancak benim özgürlüğümün sımrlayabil-digini gördük. Şimdi, başkasının varoluşunu düşüncelerimize katarak, özgürlü-öûmûn bu yeni düzlem üzerinde de başkasının özgürlüğünün varlığıyla sınırlandığını görüyomz. Böylece, hangi düzlemde yer alırsak alalım, bir özgürlük, karşılaştığı sınırları yalnızca özgürlükte bulur. Spinoza’da, düşüncenin ancak düşünce tarafından sınırlandınlabilmesinde olduğu gibi, özgürlük de ancak özgürlük tarafından sınırlandınlabilir ve bu sınırlama iki olgudan ka>maklamr: bunlardan birincisi, bir içsel sonluluk taşıması anlamında özgürlüğün özgür olmamasının imkânsız olması olgusudur, yani özgür olmaya mahkum olması olgusudur. İkincisi ise özgürlüğün, onu özgürce algılayan başka özgürlüklerin ve onların kendi amaçlannın ışığında varolmasıdır, bu da dışsal bir sonluluktur.
Bunu böylece ortaya koyduktan sonra, öncelikle şuna işaret etmek gerekir ki, dunımun bu yabancılaşması içsel bir çatlağı göstermediği gibi, verinin ham direnişinin yaşadığım haliyle durum içine buyur edilmesi de değildir. Tam tersine, yabancılaşma, durumdaki içsel bir değişmeyi de kısmi bir değişikliği de göstermez; zamansallaşma sırasında ortaya çıkmaz. Yabancılaşmaya asla durumun içinde rastlamam ve bunun sonucu olarak, yabancılaşma asla benim görüme bırakılmaz. ilke olarak yabancılaşma benden kurtulur, durumun bizatihi dışsallığı, yani başkası-için-dışarıda-varlığıdır. Şu halde genel olarak her durumun özsel bir özelliği söz konusudur; bu özellik onun içeriği üzerinde etkide bulunamaz, ama durum haline gelen kişi tarafından bizzat kabul edilir ve benimsenir. guia de estambul Böylece, bir durumun belirmesini sağlamak özgür seçimimizin bizatihi anlamıdır, yaptığımız seçimi ifade eder ve özsel özelliği de yabancılaşmış olmak, yani başkası için kendinde form gibi varolmaktır. Bu yabancılaşmadan kurtulamayız, çünkü bir dutum içinde olmaksızın varolmayı düşlemek bile saçmadır. Bu özellik içsel bir direnişle tezahür etmez, tersine, bizatihi kavranamazhğı içinde ve kavranamazlığıy-la duyumsanır. Dolayısıyla sonuç olarak özgürlüğün cepheden karşılaştığı bir en-gd değil, doğası içindeki bir tür merkezkaç kuvvet, hamurundaki bir zaafiyettir; tuzaafiyet yüzünden özgürlüğün giriştiği her şeyde seçmediği, kendisinden ka-
Jean-Kaul bartrc
çan ve başkası için, salt varoluş olan bir yön vardır. Özgür olmak isiey» gürlük aynı anda bu özelliği de istemekten başkaca bir şey yapamaz. likte, bu özellik özgürlüğün doğasına ait değildir, çünkü burada bir zaten olsaydı bile onu özgürlükten çıkarsamak mümkün olmazdı, çûnkıj?' larının varoluşu baştan sonra olumsal bir olgudur; ama başkalan karşis,„^ gürlük olarak dünyaya gelmek, yabancılaşabilir olarak dünyaya geline^ özgür olmak istemek, buradaki-bu dünyada başkaları karşısında olmayı jç se, özgür olmak isteyen kişi özgürlüğünün çilesini de talep edecektir.
Öte yandan, yabancılaşan durumu ve benim kendi yabancılaşan-vati,^ nesnel olarak ortaya çıkaran ve saptayan ben olmam; nitekim ilk olaral ^ önce gördüğümüz üzere, yabancılaşan her şey, ilke olarak ancak rolur. Ama ayrıca, salt bir saptama mümkün olsaydı bile yetersiz kalırdı. ten de, bu yabancılaşmayı, aynı anda da, başkasını aşkmiık olarak sizin duyumsamam mümkün değildir. Ve bu kabul, daha önce rının özgürlüğünün özgür kabulü olmasaydı hiçbir anlam taşımazdı mamın deneyimi içinde başkalarını özgürce kabul ederek öteki-içm-varlıgıın bu varlık her ne olursa olsun, üsdenirim ve onu tam da başkalanyla aramdakioj. leştirme çizgisi olarak üstlenirim. Böylece, başkalanm özgürlük olarak kavu. mam, ancak bu biçimde kavramanın özgür projesi içinde mümkündür(niteİE başkalanm nesne olarak da özgürce kavramam her zaman mümkündür) veIb;. kalarmı kabul etmenin, tanımanın treconnaissancel özgür projesi, başkası-iç,> varlığımı özgürce tanıma ediminden ayrılmaz. Şu halde özgürlüğüm, birbakıım kendi sınırlarını geri alır, çünkü kendimi başkaları tarafından sınırlanan şi?, kavramam ancak başkaları benim için varolduğu ölçüde mümkündür, Barının benim için kabul edilen öznellik olarak varolmasını da ancak başkasHp varlığımı üstlenerek sağlayabilirim. Burada bir döngü yoktur: duyumsadfmk yabancılaşan-varlığı özgürce kabullenme edimiyle, birdenbire, kinliğinin benim için aşkınlık olarak varolmasını sağlarım, ve yalnız Yahudi düşmanlarının özgürlüğünü (bu özgürlüğü nasıl kullansınlar) kabullenerek ve onların gözündeki ben olan bu Yahutli-ûlmşt lenerek durumun dış nesnel sınırı olarak ortaya çıkacaktır: tersine, Yahudi te manlarmı salt nesneler olarak düşünmeyi yeğlersem, Yahudi-olmam hemenb)-bolur ve yerini, nitelendirilemez özgür aşkınlık olma(nm) sıradan bilindnebıt' kır. Başkalarını kabul etmek ve eğer Yahudi isem Yahudi-oluşumu üstlenme^''
guia de estambul sundu..